Ebeveynlik Biçimleri

 In Blog

Ebeveynlerin özellikle de -çocuklarıyla daha çok zaman geçirmesi ve daha yakın olması nedeniyle -annenin çocuğuyla olan ilişkisi ve etkileşimi çocuğun fiziksel, duygusal, sosyal ve zihinsel gelişimini etkilemektedir. Böylelikle de çocuğun davranışlarının şekillenmesinde ve kişiliğinin oluşmasında ebeveyn davranış ve tutumları büyük rol oynamaktadır. Bu anne-baba tutumları, ebeveynlik biçimi ya da tarzı, çocuk yetiştirme stilleri olarak da adlandırılmakta, anne ve babanın çocuk yetiştirmeye yönelik tutum, inanç, davranış, beklenti ve algısını içermektedir.

Genel olarak, anne-baba tutumlarının olumlu, uyumlu, sağlıklı, tutarlı ve dengeli olması çocukların gelişimlerine olumlu yönde etki etmekte, çocukların daha özgür, güvenli, bağımsız, benlik saygısı, özgüveni ve özyeterliliği gelişmiş, çevresiyle iyi ilişkiler kuran, stresle baş edebilen, geleceğe yönelik olumlu beklentileri bulunan, psikolojik olarak sağlıklı bireyler olmalarına katkıda bulunmaktadır. Demokratik ebeveyn tutumuna sahip çocuklarda bu özellikler görülmektedir. Olumsuz ve sağlıksız anne-baba tutumları da çocukların gelişimine olumsuz yönde etkilemekte, benlik saygısı ve özgüveni gelişmemiş, içe kapanık, bağımlı, güvensiz ya da saldırgan, çevresiyle iyi ilişkiler kuramayan, şüpheci, geleceğe olumsuz bakan bireyler olmasına, uyum ve davranış problemleri yaşamalarına neden olmakta ve sağlıklı psikolojik gelişimlerini engellemekte ya da saptırabilmektedir. Baskıcı ve otoriter, aşırı hoşgörülü ve izin verici, aşırı koruyucu, ilgisiz ve reddedici ebeveyn tutumuyla yetişmiş çocuklarda da bu kişilik özellikleriyle, davranışsal ve duygusal problemlerle karşılaşılmaktadır. Anne baba tutumları birçok araştırmacı tarafından farklı boyutlarda açıklanmıştır. Bu yazıda ise, baskıcı ve otoriter, aşırı hoşgörülü ve izin verici, aşırı koruyucu, dengesiz ve tutarsız, ilgisiz ve ihmalkar, reddedici olarak ele alınmıştır:

Demokratik Biçim

     Demokratik biçimde, aile sıcak, ilgili, anlayışlı, sevecen, cesaretlendiren, sabırlı, duyarlı, tutarlı, kararlı, güven verici, ılımlı, kontrollü ve talepkar, kabul edici ve onaylayıcıdır.

Bu tutumda çocuklara doğrudan koşulsuz sevgi gösterilir, yaşına uygun sorumluluk verilir, çocuğun bireyselleşmesine ve kendini gerçekleştirmesine izin verilir, ilgi, istek ve ihtiyaçlarına önem verilir, çocuğa değer verilir, çocuğun yetenek ve ilgileri keşfedilip desteklenir, uyulması gereken kurallar çocukla birlikte önceden belirlenir, davranışlarının sonuçları belirlenir, sınırlar çizilir, çocuk desteklenir, çocuğa rehberlik edilir, çocuğa güvenilir, çocuk bir birey olarak görülür, karar verirken çocukların da fikri alınır, yapılmaması gereken davranışlar nedenleriyle birlikte çocuğa açıklanır, sözel ve fiziksel şiddet uygulanmaz, tutarlı disiplin uygulanır, eleştiriler çocuğun kişiliği yerine davranışlarına yönelik yapılır.

Demokratik biçim ile yetişen çocukların sosyal becerileri yüksek, özgüveni ve benlik saygısı yüksek, girişken, aktif, hoşgörülü, saygılı, sorumluluk sahibi, işbirliğine açık, akademik olarak başarılı, dışa dönük, yaratıcı, kendi başına karar alabilen, kararlı, bağımsız, ne istediğini bilen, kendini ifade edebilen, sınırlarını bilen, kendini yönetebilen, öfke kontrolünü sağlayabilen, açık fikirli, iyimser, kendisi ile barışık, yaşıtları arasında kabul gören ve problem çözme becerisi gelişmiş bireyler olduğu görülmüştür. Bu sebeple demokratik tutumun çocuğun gelişimi için en uygun tutum olduğunu söylemek mümkündür.

Baskıcı- Otoriter Biçim

Baskıcı- otoriter biçimde, aile disiplinli, denetleyici, fazla kontrollü, daha az ilgili, duyarlı ve şefkatli, soğuk, anlayışsız, kırıcı, sert, katı, baskıcı ve daha talepkardır.

Bu biçimde çocuğa yasaklar konulur, çocukla ilgili kararlar aile tarafından alınır, çocuğun söz hakkı olmaz, çocuğun ilgi ve yetenekleri desteklenmez, çocuğun gelişim düzeyi, kişilik özellikleri ve istekleri dikkate alınmaz, çocuğun sorgulamadan her türlü kurala uyması beklenir, çocuk yönetilir, çocuktan beklentileri fazladır, kurala uymadığında cezalandırılır, çocuğun fikri alınmaz, çocukla sözel iletişimde bulunulmaz, ailenin dayatmalarını çocuğun koşulsuz kabul etmesi beklenir, eleştiriler davranışa yerine kişiliğine yapılır, ihtiyaçları yeterince karşılanmaz, sözel ve fiziksel şiddet uygulanır, çok sık cezalandırılır, özerkliği kısıtlanır. Bu sebeple otoriter tutumun çocuklarda daha fazla davranış problemlerine yol açtığını söylemek mümkündür.

Baskıcı- otoriter biçim ile yetişen çocukların kaygılı, içine kapanık, isteksiz, dıştan denetimli, içsel disiplini gelişmemiş, güvensiz, pasif, engellenmiş ve rekabetçi, çekingen, güvensiz, otoriteye bağımlı, isteksiz, özgüveni ve benlik saygısı düşük, kolayca ağlayan, eleştirilmekten korkan, kinci, aşağılık duygusuna sahip, yanlış yapma korkusu yaşayan, akran ilişkilerinde başarısız, bağımsız ve özerk kişilik geliştirmede zorlanan, kararsız, benlik algısı olumsuz, benlik saygısı düşük, saldırgan, agresif davranan, başkaldırıcı tutumlar sergileyen, ceza almamak için yalan söyleyen, sorumluluk duygusu gelişmeyen, sosyal ilişki kurmada güçlük çeken, tırnak yiyen, başkalarına zarar veren, duygu ve düşüncelerini içine atan, kendini ifade edemeyen, tartışmaya ve başkalarını suçlamaya meyilli, başarısız, mutsuz, korkak, uysal, asosyal, hassas ve kırılgan kişilik yapısına yatkın bireyler oldukları görülmüştür.

İlgisiz- İhmalkar Biçim

    İlgisiz- ihmalkar biçime sahip aile isteksiz, sorumsuz, daha az talepkar, kontrollü, destek verici ve kabul edicidir.

Bu biçimde çocuğun gelişimine katkıda bulunulmaz, çocuklara yeterli zaman ayrılmaz ve enerji harcanmaz, çocuğun ilgi, istek ve ihtiyaçlarına duyarsız kalınır, çocuk görmezden gelinir, yalnız bırakılır ya da dışlanır, çocuğa rehberlik edilmez, çocuğun davranışları kontrol edilmez, çocukla iletişim kurulmaz, çocuğa kural koyulmaz, temel ihtiyaçları karşılanmaz ya da geciktirilir, çocuğa az sevgi gösterilir, çocuk ikinci plana atılır, çocuğa tutarsız bir disiplin uygulanır, hatta çocuk istekleri konusunda ısrarcı davrandığında çocuğa düşmanca davranılabilir.

İlgisiz tutum ile yetişen çocukların saldırgan, duygusal tepkileri düşük, kızgın, saldırgan, kavgacı, bastırılmış, yetişkin rolü almada başarısız, yanlış arkadaşlar edinen, benlik saygısı düşük, içe kapanık ve kendine dönük olduğu görülmüştür.

Aşırı Koruyucu Biçim

     Aşırı koruyucu biçime sahip aile fazla kontrollü, özenli, ilgili, düşkün ve müdahaleci, fazla destek veren, kaygılı-duygusaldır.

Bu biçimde çocuğa çok fazla özverili davranılır ve fazla korunup kollanır, çocuğun bağımsızlığı ve bireyselliği engellenir, onu korumak için çocuğun hareketlerine ve ilişkilerine sınırlamalar getirilir, çocuğa gereğinden fazla müdahale edilir, her ihtiyacı anne baba tarafından karşılanır, çocuğun yaşayarak öğrenmesi engellenir, kararları çocuğun adına aile alır, çocukların yapması gerekenleri aile yapar, çocuğun sorumluluklarını aile üstlenir.

Aşırı koruyucu biçimi ile yetişen çocukların savunmasız, kendine yetemeyen, çabuk uyum gösteren, başkalarına bağımlı kişilik geliştiren, başkaları tarafından yönetilmeye eğilimli olan, kendi kendilerine karar veremeyen, güvensiz, utangaç, dıştan denetimli, beceriksiz, çekingen, pasif, yalnızlıktan korkan, terk edilme korkuları yaşayan, sosyal yönden zayıf, özgüven eksikliği yaşayan, kaygılı, problem çözmede başarısız, sosyal uyum problemleri yaşayan, engellenmiş, rekabet yönü gelişmemiş, yalnızlıktan korkan, mutsuz, inatçı, mızmız, şımarık ve sorumsuz oldukları görülmüştür.

Reddedici Ebeveyn Biçim

 Reddedici biçime sahip aile reddedici, itici, sevgisiz ve ilgisizdir.

Bu biçimde çocuklar çeşitli sebeplerle istenmez, çocuklara düşmanca duygular beslenir, çocuğun fiziksel ve psikolojik ihtiyaçları karşılanmaz ya da aksatılır, çocuk yalnız bırakılır, çocuğa sevgi, ilgi ve şefkat gösterilmez, en ihtiyaç duyduğu zamanlarda ailesi tarafından dışlanır.

Reddedici biçim ile yetişen çocukların olumsuz benlik saygısına sahip, özgüvensiz, kaybetme korkusu yaşayan, yardım duygusundan uzak, sinirli, başkalarının kabulünü kazanmak için karakterinden ödün veren, güvensiz, duygusal yönden aç, sinirli, korkak, düşmanca duygulara sahip, başkalarına yardım etmeyen, hayal kırıklığına uğramış, ruhu derinden yaralı, ailesine içten içe kin besleyen, baş etme ve sosyal becerileri zayıf, çeşitli psikolojik bozukluklara ve ihtihara eğilimli olduğu görülmüştür.

Diğer yandan, Mueller (1945) reddedici anne baba tutumuna sahip ailelerin çocuklarının azarlanmaktan ve cezalandırılmaktan kaçınmak nedeniyle otorite figürüne edilgen, uysal ve uslu davranışlar sergilediklerini, içten içe ise düşmanlık, içe dönüklük, korku ve güvensizlik geliştirdiklerini öne sürmüştür.

 İzin Verici- Aşırı Hoşgörülü Biçim

     İzin verici- aşırı hoşgörülü biçimde, aile disiplinsiz, sorumsuz, yüksek düzeyde kabul eden, ilgisiz, sıcak, sevecen, fazla destek veren, kontrolsüzdür.

Bu tutumda çocuğa hiç bir kural koyulmaz, sınırlama getirilmez, yeterli sevgi ve bakım görmez, karar vermede aşırı özgür bırakılır, ebeveynler model olarak değil ihtiyaçlarına aracı olarak görülür, çocuğa sürekli hizmet edilir, çocuklar anne babalarına hükmeder, çocuk anne ve babasına çok az saygı gösterir, çocuğa aşırı gevşek disiplin uygulanır, çocuğun her isteği kabul edilir ve her istediği yapılır, yaşına uygun olmayan biçimde bağımsızlığa zorlanır, çocuk şımartılır, ailenin merkezine çocuk koyulur, sınırsız haklar tanınır, tüm davranışları hoşgörü ile karşılanır.

Aşırı hoşgörülü ve izin verici anne baba tutumu ile yetişen çocukların sevilmeyen ve istenmeyen birey olarak görülen, arkadaşları tarafından dışlanan, işbirliği yapmakta zorlanan, disiplinsiz, sınırlarını çizemeyen, söz dinlemeyen, nerede ne yapacaklarını bilemeyen, kurallara uymada güçlük çeken, doyumsuz, bencil, pasif, donuk, sosyal ilişkileri zayıf, benmerkezci, vurucu, kırıcı ve saldırgan davranışlar sergileyen, güvensiz, şımarık, itaatsiz, talepkar, bağımsız, asi ve saldırgan, çekingen, uyumsuz, beceriksiz, sakar, korkak, topluma karşıt davranışlar sergileyen, otokontrol yeteneği gelişmeyen bireyler olduğu görülmüştür.

Baumrind, yaptığı araştırmalarında izin verici aile tutumuna sahip çocukların güdü ve eğilimlerini denetlemede yeterli olmadıkları, kendi kendilerine yetebilme, sosyal sorumluluk ve bağımsızlık düzeylerinde ise düşük oldukları sonucuna varmıştır.

Dengesiz-Tutarsız Biçim

     Dengesiz ve tutarsız biçime sahip aile tutarsız, dengesiz, kararsız ve değişkendir.

Bu tutum ebeveynler arasındaki görüş farklılıklarından ve ebeveynlerin kendi içinde çelişkili tutum sergilemesinden dolayı kaynaklanmaktadır. Bu biçimde çocuğa belli kurallar koyulmaz, davranışlarının sonuçları kesin olarak belirlenmez, disiplin belli bir zamanda ve yerde uygulanmaz, öngörülemeyen disiplin anlayışı uygulanır, kesin sınırlar çizilmez, bir davranış bazen hoşgörülü ile karşılanır bazen de cezalandırılır, nedeni açıklanmayan cezalar verilir,  çocuğa bazen aşırı hoşgörülü bazen aşırı otoriter davranılır.

Dengesiz- tutarsız biçim ile yetişen çocuklar bağımlı, güvensiz, dikkat çekmeye çalışan, nasıl tavır takınacağını bilemeyen, endişeli, dengesizdir. Aynı zamanda aile içindeki düzensizlik ve tutarsızlığın çocukların davranışsal uyumunu bozduğu, gelişimlerini olumsuz yönde etkilediği ve kişilik gelişimine zarar verdiği araştırmalarla ortaya konmuştur.

Ailelerin sağlıklı bir tutum sergilemeleri için ne yapmaları gerekir?

Ailelerin çocuklarını demokratik tutumla yetiştirmeleri için iyi bir anne- baba olmakla, çocuk yetiştirmekle, çocuk gelişimi ve psikolojisiyle, aile içi ve eşler arası iletişimle ilgili eğitim verilebilir, anne-baba okulları yaygınlaştırılabilir, ebeveynlerin kendi tutum ve davranışlarının çocuklarının sağlıklı bir ruhsal gelişimi için etkili olduğuyla ilgili farkındalık kazandırılabilir ve çocuklarıyla iletişim kurma becerileri öğretilebilir. Aynı zamanda, anne-baba çocuğa yanlış ve aşırı sert disiplin uygulamalarında bulunmamalı, olumlu ve iyi ilişki içinde olmalı, çocuklarına yaşına uygun sorumluluklar vermeli, hata yapmasına ve hatalarının sonuçlarını görmesine izin vermeli, tutarlı olmalı, koşulsuz sevgi ve ilgi göstermeli, beklentilerini yüksek tutmamalı, kontrolcü, baskıcı ve eleştirel davranışlardan kaçınmalı, gerçekçi ve ulaşılabilir hedefler belirlemeli, çocuklarının gelişim dönemlerini ve bu dönemlerdeki özelliklerini bilmeli, gelişim dönemlerindeki ihtiyaçlarına karşı duyarlı olmalıdır.

Recent Posts