Bağlanma Stilleri

 In Blog

Bağlanma, anne karnında oluşmaya başlayan, çocuğa bakım veren, fiziksel ve duygusal ihtiyaçlarını gideren veya ilgi gösteren kişi çoğunlukla da annesi ile çocuk arasında gelişen, annenin yakın, aynı, tutarlı ve sürekli davranışlarının sonucunda oluşan duygusal bağ ve çocuğun diğer insanlarla ilişki kurma örüntüsü anlamına gelmektedir. Kişilerin yaşamının erken döneminde bakım vereniyle kurduğu ilişkinin yaşamının ileri yıllarında da kişilik gelişimini, duygudurum düzenlemesini, davranış organizasyonunu, kişilerarası ilişkinin niteliğini, eş seçimini, meslek seçimini, yaşam kalitesini, psikolojik uyumunu, okula olan uyumunu, akademik performansını, özgüvenini, özsaygısını, özyeterliliğini, strese karşı direncini ve baş etme stratejilerini, iş ve aile yaşamlarındaki doyumunu belirlediği araştırmacılar tarafından kabul edilmiştir. Tüm bu görüşten yola çıkarak sağlıklı bir psikolojik gelişim için anne ile çocuk arasında güvenli bir bağlanma ilişkisinin kurulması önemlidir. Yanlış gelişmiş ya da dönem dönem kesintiye uğrayan, güvenli olmayan ve tutarsız bağlanma da çocukluk, ergenlik ve yetişkinlik döneminde çeşitli depresyon, kaygı ve yeme bozuklukları gibi psikolojik problemlerle, kişilik problemleriyle, davranış bozukluklarıyla, gelişim gerilikleriyle ilişkili olmaktadır.

Bağlanma kuramı Ainsworth ve arkadaşlarının (1978) “Yabancı Ortam” adlı deneyleriyle desteklenmiştir. Bu deneyde Uruguaylı anne ve bebekleriyle çalışmışlar, çocuğun keşif davranışını ve annenin odadan gidiş ve odaya dönüşlerine nasıl tepkiler verdiğini gözlemleyerek güvenli ve güvensiz (kaygılı ve kaçınmacı) bağlanma biçimlerini ortaya koymuşlardır.

 Güvenli Bağlanma

Güvenli bağlanan çocukların annesi stres durumlarında çocuğuna yardımcı olabilen, çocuğunu yatıştırabilen, çocuğa verdiği tepkilerde süreklilik ve tutarlılık gösteren, duyarlı, her zaman ulaşılabilir, doyum sağlayabilen, ilgili, destekleyici ve sıcak annelerdir.

Annesiyle güvenli bağlanan çocuklar kendilerini sevilmeye değer olarak görür, kendilerine ve başka insanlara yönelik olumlu bir algı geliştirir, daha yüksek düzeyde özgüvene ve benlik saygısına sahip olur, özerklik geliştirebilir, sosyal ve duygusal yeterliliklere sahip olur, tehdit durumlarına daha iyimser yaklaşır, olumlu duygulanımları olumsuz duygulanımlarına göre daha fazla olur, daha sosyal ve mutlu olur, başkalarının onayına daha az ihtiyaç duyar, yaşıtları arasında liderlik vasfı gösterir, sosyal yönden ilgili, ilgi çeken, öğrenmeye istekli ve keşfetmeye açık biri olurlar. Başkalarıyla yakın ve tutarlı ilişkiler kurabilir, diğer insanlara daha rahat güvenir, çevresiyle daha uyumlu olur, başka bir insana bağlanmaktan kaçınmaz, başkalarından yardım almaya açık olur, sosyal becerileri yüksek olur, çevresinden daha fazla sosyal destek algılar, akranları tarafından olumlu tepkiler alır, yetişkinlerle ilişkilerinde işbirlikçi ve uyumlu davranır, başkalarıyla olan ilişkilerini tatmin edici ve yararlı bulur.

Aynı zamanda daha az sosyal problemler yaşar, kendi duygularını düzenlemede başarılı olabilir, psikolojik olarak daha sağlıklı olur, daha az riskli davranışlar gösterir, daha düşük düzeyde saldırgan davranışlar sergiler, işlevsel baş etme stratejilerine sahip olur, stres durumlarına karşı direnç geliştirebilir.

Güvensiz Bağlanma

Güvensiz bağlanan çocukların annesi duyarsız, ilgisiz, tutarsız, çocuğunun ihtiyaçlarına zaman zaman ya da her zaman destekleyici, yatıştırıcı ya da sıcak tepki veremeyen annelerdir.

Güvensiz bağlanma stiline sahip çocuklar yakın ilişkiler kurmakta güçlük yaşar, sosyal etkileşimlerinde kaygı yaşar, duygudurum düzenlemesinde zorlanır, ilişkilerinde tutarsızlık gösterir, başka insanları güvenilmez olarak olarak algılar, kişiler arası ilişkileri önemsemez, stres durumlarına karşı direnç gösteremez, stresle başa çıkmada yetersiz kalır, kriz anlarında ebeveynlerinden ya da arkadaşlarından yardım alamaz, bağlanma ile otonomi arasındaki dengeyi sağlayamaz, bağlanma ilişkilerinde sonlanma, kararsızlık veya problem yaşar, ilişki kurmaktan çekinir, problem çözmede başarısızlık yaşar, çevresine daha az uyum gösterir, kendilerini ve çevrelerini olumsuz algılar, psikolojik belirtiler gösterir, riskli davranışlara yönelir, diğer insanların davranışlarıyla ilgili olumsuz beklentiye girer, akranlarına karşı belirsiz, manüplatif, provakatif davranır, sosyal izolasyona eğilim gösterir, sinirli, rahatsız, huzursuz, saldırgan ve depresif olur, sorumluluklarına yerine getiremez, imgeleme oyunlarında başarılı performans gösteremez, yalnızlık yaşar, akranları tarafından reddedilir , düşük benlik saygısı ve özgüvenine sahip olur, kendini suçlamaya daha yatkın olur.

Güvensiz bağlanma, kaygılı- kararsız ve kaçınmacı olarak ele alınmaktadır.

Kaygılı-Kararsız Bağlanma

Kaygılı- kararsız bağlanma stiline sahip çocukların anneleri tutarsız tepkiler veren, çocuklarını kontrol amaçlı terk etmekle tehdit eden, çocukta ihtiyacı olduğu durumlarda destek vereceğine dair güven oluşturamayan, gerekli zamanlarda çocuğunu ihmal edebilen, çocuklarının ihtiyaçlarından çok kendi ihtiyaçlarıyla ilgilenen ve müdahaleci annelerdir. Bu bağlanma stiline sahip çocuklar annelerinden ayrılırken çok fazla üzülür ve ayrılığa direnme davranışı gösterirken, anneleri geri döndüğünde de anneye karşı öfkeli olur, annesini reddeder ve yatışmaz, annesinin ilgisine karşı koyar. İhtiyacı olduğunda annenin yanıt vereceğinden ve yardım edebileceğinden emin olamaz.

Kaygılı-kararsız bağlanan kişiler insanlarla yakın ilişkide bulunmaktan ve onlara bağlanmaktan huzursuz olur, yalnız kalmaktan, terk edilmekten, reddedilmekten ve istenmemekten korktukları için yakın ilişkilerinde sıkıntı yaşar, kaygılı olur, aşırı bağımlı davranabilir, sorunlarını abartarak ifade edebilir ve içedönük kişilik özelliği sergileyebilirler.

Finnegan ve arkadaşlarının (1999) ilköğretim 3. ve 7. sınıfa giden 229 kız ve erkek öğrencilerle yaptığı çalışmada da kaygılı- kararsız bağlananların stres durumlarında olgun davranamayıp suçu başkalarına attıkları, tedirgin ve tereddütlü davrandıkları görülmüştür. Diğer yandan, araştırmalar kaygılı kararsız bağlanan çocukların depresyona, anksiyeteye, düşünce bozukluklarına, sosyal kabul görme gereksinimine, sınır kişilik bozukluğuna ve bağımlı kişilik bozukluğuna eğilimli olduklarını ortaya koymuştur.

Kaçınmacı/Kaçıngan Bağlanma

Kaçınmacı bağlanma stiline sahip çocukların anneler çocuklarını geri çeviren veya reddeder, çocuklarıyla empati kuramaz, duyarsız, müdahaleci, azarlayıcı, bedensel temas kuramaz, çocuğun stresli olduğu durumlarda destek veremez, çocuğunu yalnız bırakır, geri çekilir. Bu bağlanma stiline sahip çocuklar annelerinden ayrılırken sakin ve tepkisiz davranır, anne geri döndüğünde de anneyi reddeder ve uzaklaştırır, ihtiyacı olduğunda annelerinin yanıt vereceğinden ve yardım edebileceğine hiç güven duymaz, kendi kendine yetmeye önem verir.

Kaçınmacı bağlanma stili geliştiren çocuklar problemlerini görmezden gelir, çevresindeki diğer insanlara güvenemez, başkalarını kontrol altına almaya çalışır, öfkesini doğrudan ifade edemez, bütünlük duygusuna sahip olamaz, özdeğer duygusunu sürdüremez, ilişkilerinde korku hüküm sürer, başkalarının onu reddedeceğini bekler, başkalarını kendinden uzak tutmaya çalışır, yakın ilişki kurmaktan kaçınır, kendilerini sevilmeye değer bulmaz, bu çocukların özgüveni düşük ve çekingendirler.

Araştırmalarla kaçınmacı bağlanma stiline sahip ergenlerin davranım bozukluğu, madde kötüye kullanımı ve antisosyal kişilik bozukluğu geliştirmeye daha yatkın olduğu saptanmıştır (Akt., Keskin,2007). Araştırmalar kaygılı bağlanmanın ergenlerde ve yetişkinlerde geri çekilme ve içe vuruk patolojilerle, kaçınmacı bağlanmanın ise içe vuruk ve dışa vuruk patolojilerin karışımını yansıtan kişilik bozukluklarıyla birlikte görüldüğünü ortaya koymuştur.

Peki Çocukla Güvenli Bağlanma Nasıl Kurulur?

Çocukların çevresiyle uyumlu ve sağlıklı psikolojik gelişime sahip olmaları için anne-baba-çocuk ilişkileri olumlu olmalıdır. Anne ile bebek arasında güvenli bağlanmanın gelişmesi için annenin özellikle ilk 2 yıl bebeğini emzirmesi, onunla bedensel temas kurması (dokunmak, el ya da ayak masajları yapmak), göz kontağı kurması, uzun süre anne ile bebeğin ayrı kalmaması, bakım verenlerin sık sık değişmemesi, anne ile bebeğin karşılıklı etkileşim içinde olması (oyun oynama, sohbet etme, masal okuma gibi), annenin çocuğuyla kurduğu ilişkide ulaşılabilir, destekleyici, duyarlı, tutarlı ve yanıtlayıcı olması, çocuğun ihtiyaçlarını yeterince ve zamanında karşılayabilmesi, ebeveyn rolüne hazırlanmakla ilgili eğitim alması, eğer anne çalışıyorsa işe başlamadan 6 hafta önce çocuğu diğer bakıcıya alıştırması gerekmektedir.

Recommended Posts